Nihilizm, Bir Kolaycılık Ya da İçi Boş Bir Anarşizm midir;
Yoksa Gerçek Arayışın Zorunlu Uğrak Yeri midir?
“Zemine yeni ve sağlam bir inşada bulunmak istiyorsan önce sathı tüm pürüzlerden ve daha önce önüne koyulmuş tüm artık maddelerden temizleyecek, sıfırlayacaksın!” der mantık. Hatta inşaat sektörü de! Bu, yeni ve “sağlam” bir yapının fizik kuralıdır.
Ne var ki söz konusu “değerler alanı” olunca, buradaki temizlik çok daha farklılaşır. Zira buradaki “temizlik”, nihilist olduğunun farkına dahi varmaksızın nihilizm tarafından kuşatılana hiç de sakin gelmez!
Hiç de sakin gelmeyen bu karanlık kuşatmanın,
bu kaotik ablukanın muhtevası ve anlamı nedir acep?
İşte özü itibarıyla bir “tanımlanamayan” olan nihilizmin birkaç tanımı..!
· Nihilizm, dehşetin yurdudur!
· Nihilizm, hummalı bir temizlik harekatıdır!
· Nihilizm, tırnakları ile kazanın bileklerinden aşağı süzülen kandır!
· Nihilizm, salih ve gerçek olana dokunabilmek adına
tüm otoriteye başkaldırının serüvenidir!
· Nihilizm, hesapçı ve sağlamcı zihniyeti hakikatin derin sularına gömecek olan
en kral meydan okumadır!
· Nihilizm, tanrılığa soyunmuş tüm sahte iyilerle kıran kırana bir restleşmedir!
· Nihilizm, “korku”nun kendisini korkutacak kadar korkusuzlaşabilmektir!
· Nihilizm, içi boş bir anarşizm ya da kolaycılık olamayacak kadar
zor ve tehlikeli bir hesaplaşmadır!
· Nihilizm, kendi için yas tutanlara gülerken,
kendine en hoyrat olanın zorunlu yol haritasıdır!
· Nihilizm, tepetaklak olan değerlerden duyulan derin ıstırabın
tinsel genleşmesidir!
· Nihilizm, en evrensel ve şiddetli doğum sancısıdır!
· Nihilizm, “canlı bir cenaze” ile “cevher” arasında gidip gelenin yaşadığı
en tehlikeli ve önemli med-cezirdir!
· Nihilizm, tüm kelepçe ve tasmaların en etkili panzehiridir!
· Nihilizm, harikalar diyarına açılan büyük bir kara deliktir!
Evet, bu karanlık kuşatmanın, bu kaotik ablukanın ete kemiğe bürünmüş hali budur işte! Nihilizm tanımlanamaz, zira o yaşantısaldır. Ancak yine de ısrar edilirse, ortaya bunlar gibi “Nasıl yani?” dedirten tümceler çıkar işte!
Hazır Yeme!
Zehirlenirsin!
Nihilizm denen hatırı sayılır girdap; hazır yemenin “sağlıklı beslenme” değil, “zehirlenme” olduğunu bilen (daha doğrusu bu gerçeği süreç içinde öğrenen) ve bunun hakkını veren her düşün insanının zorunlu uğrak yeri olmuş ve olacak olan çağlar/dönemler ötesi bir anafordur!
Bu nedenle nihilizm ontolojik bağlamda Gorgias’ın “Hiçbir şey yoktur! Olsaydı da bilemezdik! Bilseydik de başkalarına bildiremezdik!” şeklindeki tarihi sözleriyle temellendirdiği inkarcılığına dayandırılsa da, ya da “Nihilizm, 19. Yüzyıl Çarlık Rusya’sında, özellikle de Turgenyev’in Babalar ve Oğullar isimli yapıtındaki Bazarov karakteri ile tavan yapmıştır!” denilse de; o, çağlar ve dönemler ötesi olan zorunlu bir uğrak yeridir!
Zorunludur, çünkü gerçeği, hakikati “gerçekten” arayan her düşün insanı, her yolcu, o çatırdamayı iliklerinde hissetmiştir; ve şüphesiz bundan sonra da bu yolun yolcuları aynı dehşeti yalayıp geçeceklerdir.
Dolayısıyla
· “Şu anlamsız dünyada yapılacak en anlamlı iş çekip gitmektir!”
diyen Albert Camus da,
· “Varlık, hiçten gelir!” diyen Heıdegger de,
· korku ve titremeye olmazsa olmaz muamelesi yapan Kierkegaard da,
· “Felsefe yolda olmaktır!” deyip, dizgesindeki “obje-suje yarılması” dediği şeyle
aslında tasavvufun ta kendisini işaret eden Jaspers de,
· varoluşsal bir bulantıyı iliklerinde hisseden ve bir ateist olan Sartre da,
· kahramanını bir böceğe dönüştürecek kadar yabancılaşan Kafka da,
· “acı”yı dizgesinin zirvesine oturtacak kadar çalkalanan Schopenhauer da,
· “gerçek insan”a giden yolu deveden aslana, aslandan çocuğa kurduğu
estetik ve sonuna kadar yaşantısal köprülerle veren Nietzsche de
aynı yangın yerinden geçmişlerdir!
Dolayısıyla nihilizm;
sancılı insanın zaruri yol arkadaşıdır, vazgeçilmezidir!
Ne var ki “değerler alanı” ve “varoluşsal bulantılar”la hemhal olan tüm düşün insanlarının geçtiği bu zorunlu uğrak yeri; dizgesindeki açık noktalar ve çelişik görünen tüm donelere rağmen en sağlam ve sistematik halini Nietzsche’de bulmuştur. En azından ben öyle olduğunu düşünüyor ve bu fikrimi, nihilizmi Nietzsche’nin insan görüşünden yola çıkarak resmedecek olan bu sunuyla biraz olsun netleştirmek istiyorum.
Nietzsche’nin Kilit Kavramları
Ve zihin dünyamızda Nietzsche’yi gerçekten oluşturabilmek için
önce onu parçalamalı!
Tıpkı onun yaptığı gibi!
İşte Nietzsche’nin dizgesini parçaladığımız vakit
elimizde kalacak önemli parçalar;
Decadence/Dekadans (Çöküş)
Sonsuz/Bengi Dönüş (Ebedi Devinim)
Amor Fati (Kader Sevgisi/Devinime Duyulan Aşk, İnanç)
Üstün İnsan (Gerçek İnsan)
Köle ve Efendi Ahlakı (Hazırcı, Yem Olan Ahlak – Gerçek Ahlak)
Aktif ve Pasif Nihilizm (İyileşme ve Çürüme)
Ve işte gerçek yolcunun uğradığı sancılı mutasyonun
en net,
en berrak resimleri;
DEVE..!
ASLAN..!
ÇOCUK..!
Dizgesinin nirengi noktasının, sıklet merkezinin nihilizm olduğunu söyleyebileceğimiz Nietzsche’nin en yetkin kavramı, şüphesiz ki “üstün insan”dır. Ne var ki kulaklarda ve daha ötesi zihinlerde alerji yaratabilecek kadar iddialı ve seçkinci bir kavram olan “üstün insan”, aslında en büyük işçiye tekabül eder!
O, emeği sömüren, hazırcı, kolaycı, sahte bir efendi değil, en cefakar emekçidir zira! Yani Nietzsche’nin “üstün insan” kavramının alerji yaratan boyutu büyük bir yanılgıdır. Bu yanılgının en büyük nedeni bilgisizliktir belki ama Nietzsche’yi Nietzsche olmaktan çıkaran Hitler ve Nazizm de bu alerji ya da yanlış algının en etkin nedenlerinden biridir şüphesiz.
Zira Marx’ın “Marxizm buysa ben Marxist değilim!” dediği ya da aynı şeyi yaşasaydı Atatürk’ün Atatürkçülük için söyleyebileceğini ifade edebileceğimiz hal, Nietzsche’nin de başına gelmiş ve Nietzsche’nin “üstün insan” dediği kompleks yapı, Nazizm’in “Üstün Alman Irkı” konseptinin ortasına konduruluvermiştir.
Kuşkusuz bu, Nietzsche’ye yapılmış en büyük haksızlık olarak tarihteki yerini almış ancak Nietzsche türlü yanlış anlaşılma ve haksızlıklara rağmen yine de zirvede oluşundan bir şey kaybetmemiştir. Yani ne Hitler, ne de Nazizm, tüm kara çalmalarına rağmen Nietzsche’nin Azrail’i olamamışlardır!
Nietzsche’nin “üstün insan” kavramı, en yetkin tezahürünü şüphesiz ki “Böyle Buyurdu Zerdüşt” adlı yapıtta bulur. Deccal, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soy Kütüğü, Tan Kızıllığı gibi temel eserlerin ötesinde tam bir olgunluk dönemi yapıtı olan Böyle Buyurdu Zerdüşt, Nietzsche’nin dizgesindeki en tepe noktadır belki de!
Zerdüşt, sancıların en büyüğünü çekmiş, tünellerin en karanlık ve derininden geçmiş gerçek bir bilge, bir yaşam ustasıdır! O deve gibi bir yük hayvanını aslana, aslan gibi tehditkar ve kaotik bir enerjiyi de çocuğa dönüştürmüş olan ehil bir kişidir!
İşte o, hiç de hazırcı olmayan, tehlikeli ve gerçek olana uzanarak nihilizm denilen kara delikten harikalar diyarına açılmış bir “üst-insan”dır!
Ve Nietzsche ile
“deve”den “aslan”a,
“aslan”dan “çocuk”a uzanan
zorlu yolculuk başlıyor…
|
• 2007-11-16 13:38:25 - Ne yi arayan adam
Sonuç: Yalaaaaaaaaaaaağağağağan şarkısı