ÇIĞLIK

• 1/16/2007 - Nihilizm ve Nietzsche 3 (ÇOCUK)

 

 

 

 

“Aslan” Ehlileşmiyor,

 

“Çocuk”laşıyor!

 

 

Özüne Dönüyor,

 

Yaşamla Barışıyor O!

 

 

Şükür, Öyle Bir Yer Varmış!

 

 

 

        

“Ölümün değil, yaşamın filozofudur o!” demedik mi Nietzsche için! Elbette var öyle bir yer! Aslanın soluk alacağı, yaşama kucak açacağı, çocuklaşacağı, tüm zorlu yollardan öte varacağı bir harikalar diyarı var elbet! Hem nihilizmi zor da olsa “Nihilizm, harikalar diyarına açılan büyük bir kara deliktir!” diye tanımlamadık mı en başta!

 

“Aslan”ın, Nietzsche’nin dekadans olarak tanımladığı çöküş psikolojisi ve tavan yapan yabancılaşma duygusu eğer “tamamıyla bir yenilgi ve çürüme olan pasif nihilizm”i değil de, “bir uyanış, bir silkiniş ve şahlanma anlamına gelen aktif nihilizm”i tetiklemişse, tetikleyebilmişse; işte sonun değil sonsuzun başlangıcı orasıdır!

 

 

Aslanın ehlileşmek ne kelime,

 

masum ve sonuna kadar hür ve çılgın bir çocuğa dönüştüğü yerdir orası!

 

 

İşte orası,

 

yıllarca dağlarda kalıp kendiyle ve yaşamla hesaplaşan,

 

yanan yakılan Zerdüşt’ün dağlardan inip “insan”ı onore ettiği,

 

onunla kucaklaştığı yerdir!  

 

 

Önce “deve ile imlenen sürü insanı”nı, sonra da “aslanla imlenen ve tam bir özgürlük halini yakalayamamışsa da özgürlüğe son derece önemli bir adım atmış olan nihilist dönem”i geride bırakan o hararetli yolcu, bir “çocuk”tur artık!

 

Çocuk kadar özgür, çocuk kadar masum ve berraktır!

 

Kendi elleriyle yıkıp yok ettiği tüm değerler bilincinin de, yaşamının da derinlerine gömülmüş, yok olmuş; ve bu ürküten gömü, “ebedi bir filiz” vermiştir artık!

 

Onca acı, çelişki, sancı ve kasırga ile bir daha gelmemecesine hakikatin derin sularına bırakılan bu gömü, bambaşka bir şekilde dönmüştür aslana! Yeni ve ebedi olarak dönmüştür! Yepyeni bir yaşam, bir “çocuk” olarak dönmüştür!

 

O bir “çocuk”tur artık!

 

Yaşamın ta kendisidir!

 

O şimdi tüm yüklerinden arınmış, derinlerinde biriktirdiği tüm gücü kuvveden fiile geçirip şahlanabilecek kadar güçlü ve enerjik, yaşamın kendisiyle barışacak kadar da pozitif ve sağlıklıdır artık!

 

Zira önüne koyulan tüm hazır materyalleri gömmüş, tüm var olandan vazgeçmiştir ama; bu vazgeçiş en büyük hazineyi getirmiştir ona!

 

Kendisini!

 

 

Kolay mı olmuştur bu?

 

Hayır!

 

 

Ama değmiş midir buna?

 

Evet!

 

Evet!

 

Evet!

 

Binlerce kez evet!

 

 

Zerdüşt dağlarla hesaplaşmış,

 

tanrı ve tanrılığa soyunmuş tüm değerlerle,

 

öğreti ve çerçevelerle restleşmiş,

 

tozu dumana katmış;

 

ama sonunda dağlardan inmiş,

 

o iğrendiği, yüzüne tükürdüğü kalabalığın arasına dönmüştür yeniden!

 

 

Hiç kolay olur mu bu?

 

 

Elbet kolay değildir;

 

ama o,

 

“Yığınlar içinde herhangi biri olmak istemeyen adam,

 

kendine karşı rahat davranmayı bıraksın!

 

Kişi, amacı için başkalarına,

 

özellikle de kendine sert davranmalıdır!

 

Dosta ihanet dışında uğruna her şeyin yapılabileceği bir amaç gerek!

 

Soyluluğun son örneği,

 

üstün insanın son formülü budur!” diyen Nietzsche’dir!

 

 

Herkesten çok kendine hoyrat davranan Zerdüşt’ün mimarıdır o!

 

 

            Zerdüşt dağlara teslim olmamıştır, yaşamdan öte düşmemiş, tüm hesaplaşmasından sonra “ölüm”e değil, “yaşam”a kesin dönüş yapmıştır! Hem öyle kesin bir dönüş ki, ucu bucağı, duru durağı yok!

 

            Çünkü o, yaşamın kaynağı olan güçlü ve sonsuz devinime dönmüştür! Yaşamın her gün tazelenen yanını keşfetmiş ve her gün yeniden kurulan bu sofraya, bu sonsuz akışa teslim olmuştur! Ama bu teslimiyet öyle bir teslimiyettir ki; sonuna kadar aşk ve enerji dolu, sonuna kadar “iyileşme” ve “iyileştirme” yüklüdür!

 

            Kendi yaralarını saran, “bengi dönüş” adını verdiği sonsuz devinimi, ebedi akışı keşfeden ve ona aşık olan Zerdüşt’ün yaşadığı bu “iyileşme”yi, daha önce iğrendiği ve aşağı gördüğü o kalabalığa bir deva olarak sunmasının, sunabilmesinin sırrı da budur işte!

 

 

            Çünkü o  bir “insan” değildir artık!

 

O, bir “üst-insan”, “üstün insan”dır!

 

 

Zerdüşt sorar kendi kendine ve yaşama;

 

“Maymun, insan için nedir?”

 

 

Ve yanıtlar ardından;

 

“Bir kahkaha ve acı veren bir utanç!

 

Ve işte üst-insan için insan da böyledir; bir kahkaha veya acı veren bir utanç!”

 

 

Zerdüşt kent meydanından uzaklaşarak çekildiği dağlarda o büyük hesaplaşmayı yaşamış ve yaşamın biteviye bir devinimden ibaret olduğunu keşfetmiştir artık! Ve bu devinime, bu sonsuz akışa gönülden bağlanmıştır!

 

Nietzsche’nin “amor-fati” dediği ve kabaca “kader sevgisi” olarak tanımlanan kavram da bunun karşılığıdır zaten. Amor-fati, “sonsuz/bengi dönüş”ün keşfi ve bu önemli keşfe teslim olmadır.   

 

Sonuçta “deve” ile imlenen sürü insanı önce tüm yüklerinden sıyrılarak, tüm ödevlerini ayak altı ederek kendi özgürlüğünü istemiş ve “aslan”la imlenen özgür insana dönüşmüş; ve takip eden zorlu süreçte de o hararetli “aslan”, “çocuk”la imlenen üst-insana ulaşmıştır.  

 

Ve bu ulaşma, Nietzsche’ye göre kanla olmuştur, zorla olmuştur! “Tüm yazılanlar arasında en çok bir kişinin kendi kanıyla yazdığı şeyi severim. Kanla yaz! Ve göreceksin ki kan, tindir!” diyen Nietzsche’dir o! Ve yine, “Yılanın ilkin büyüyüp ejderha haline gelmesi gerekir ki, birileri onunla kahraman olabilsin.” diyen Nietzsche’dir!

 

            Kısacası “çocuk”la imlenen üstün insan yaşamın ta kendisidir, sonsuz devinimin keşfi, olağanüstü bir saadettir; ama kanla yazılmıştır o! Kişinin kendi yaşantısı, kendi kanıyla yazılmış bir mutlu son, hatta mutlu sonsuzdur o!

 

            O, Oruç Aruoba’nın “başkalaşma”ya karşı ortaya koyduğu “kendileşme”sidir mesela!

 

            Ya da o, sadece ve sadece “Deneyler yaparak deneyim kazanamazsınız. Deneyimi yaratamazsınız. Onu yaşamalısınız.” diyen Albert Camus’nun işaret ettiği yaşantı ile inşa edilebilecek olandır!

 

            Hatta yine nihilizmin etkili şövalyelerinden biri olan aynı Camus, şunu da der; “Hayatta ne öğrendiysem futboldan öğrendim. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.” 

 

            “İlkin kent meydanından uzaklaşan, sonra aynı kent meydanına yaşamın ta kendisi olarak dönen Zerdüşt, birçok şeyi riske etmiştir!” bile denilemez aslında! Çünkü onun riske etmediği hiçbir şey yoktur!

 

Tüm yaşamı riske etmiştir o!

 

Ne için?

 

Yaşamın kendisi için!

 

Ve işte Nietzsche,

 

Zerdüşt’ün bu risk felsefesini şu önemli tümce ile özetler;

 

“Yükseldikçe uçma bilmeyenlere daha küçük görünmemiz kaçınılmazdır!”

 

 

Zaten onun “üst-insan”dan da, “filozof”tan da anladığı budur!

 

Hesabı olmayan,

 

korkusu olmayan,

 

“Bedeli ne olursa olsun, gerçeği istiyorum!” diyen yılmaz bir şövalye,

 

duru durağı olmayan ateşli bir provokatör!

 

 

İşte benim filozof denince anladığım şey;

 

varlığıyla her şeyi tehlike içine sokan

 

korkunç bir patlayıcı!

 

 

W. F. NİETZSCHE

 

 

Felsefeden koparılamayacak olan nihilizm

 

patlatacak kadar tehlikeli bir şey ise;

 

“hakikat” de ona değecek kadar özel ve önemlidir!

 

 

Onun için “Patlamaktan da, patlatmaktan da korkma!” diyorum.

 

Aksi taktirde bir daha korku nedir, onu tadamazsın bile…

 

 

            Uzun lafın kısası; nihilizm, bir kolaycılık ya da içi boş bir anarşizm olamayacak kadar zor ve tehlikeli bir hesaplaşmadır! Bu dozer meydana dalıp tozu dumana katmadan, temel, kolon, kiriş namına ne varsa zemindeki her şeyi yerle bir etmeden yeni ve sağlam bir ev kurulamaz! “Kurulur!” diyense, konuşur sadece…

 

 

            “Olsun! Ben yine de kırıp dökmek değil,

 

   uslu çocuk olmak istiyorum!” mu diyorsun?

 

            Eh, sen bilirsin…

 

            Hazır ye, zehirlen

 

            ve zehirlemeye devam et o zaman!

 

            Ama Nietzsche’ye dokunma sakın!  

 

Ayten ÇALIŞ

 

 

 

 

Not :

 

 

Metin,

 

Onarımcılar’ın 14 Ocak 2007 tarihli

 

nihilizm sunusunun metnidir.

 

http://www.onarimcilar.org.tr/index.php

 

Sununun sesli kaydı siteden indirilebilir.

 

 

Metinde nihilizm,

 

sosyal değil bireysel,

 

entelektüel bir paradigmadan,

 

yaşantısal çerçevede ele alınmıştır.

 

 

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

Hakkımda

Ayten ÇALIŞ / Buğra YAĞMUR

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS
Anafilya Dergi
Üç Nokta / E-Gazete
Üç Nokta / E-Dergi
Anafilya Öbeği
Happy Kids
Türk Lider
Onarımcılar 1
Onarımcılar 2
Milliyet Blog
Üç Nokta Anlam Platformu

Kategoriler

    Arkadaşlar

    Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa